Algı Yönetimi ile Siyasi Gerçeklik Arasındaki Uçurum: CHP'de Tıkanıklık ve Yeni Arayışlar
Algı Yönetimi ile Siyasi Gerçeklik Arasındaki Uçurum: CHP'de Tıkanıklık ve Yeni Arayışlar
Algı Yönetimi ile Siyasi Gerçeklik Arasındaki Uçurum: CHP'de Tıkanıklık ve Yeni Arayışlar
Siyasette kitlesel buluşmalar ve törenler, bir partinin sahadaki gücünü, dinamizmini ve toplumsal karşılığını gösteren en somut aynalardan biridir. Ancak CHP İstanbul İl Teşkilatı tarafından düzenlenen üye katılım töreninde ortaya çıkan görüntüler, siyasi iletişim stratejileri ile salonun soğuk gerçekliği arasındaki mesafeyi bir kez daha gözler önüne serdi.
Medya üzerinden kamuoyuna sunulmak istenen “yoğun ilgi” ve “büyük rağbet” algısı, tören salonundaki boş sandalyelerin ve sönük havanın gölgesinde kaldı.
Siyasi partilerin en büyük gücü organik toplumsal destektir. Ancak İstanbul’da düzenlenen katılım töreninde objektiflere yansıyan boş sıralar ve bu boşlukları kapatmaya yönelik hamleler, siyasi iletişimin en kırılgan noktasına işaret ediyor: İnandırıcılık.
Zaman zaman ajanslar üzerinden sağlanan figüran katılımcılarla salonu doldurma gayretleri ve halihazırda aktif üye olan kişilerin sembolik olarak yeniden üye yapılması gibi yöntemler, kamuoyu nezdinde inandırıcılığı zedeleyen tablolara yol açıyor. İstanbul gibi Türkiye’nin sosyolojik ve siyasi özeti sayılan bir mega kentte organik yeni üye bulmakta zorlanılması, parti yönetiminin durup üzerinde düşünmesi gereken temel bir problemdir.
Yıllardır süregelen iç çekişmeler, söylem tekrarları ve tabanda biriken kronik yorgunluk, partinin toplumsal tabanla kurduğu bağı giderek zayıflatıyor. Seçmen nezdinde “eski alışkanlıkları kıramayan” ve yenilenme enerjisini kaybeden bir yapı izleniminin oluşması, özellikle genç ve dinamik kitlelerin partiye mesafe koymasına neden oluyor. Salonlardaki zayıf katılım da aslında bu birikmiş yılgınlığın ve kronikleşen antipatinin sahaya yansıyan doğal bir sonucudur.
Önemli Değerlendirme: Siyasette suni kalabalıklar oluşturma çabası, sahadaki dip dalgayı gizlemeye yetmez. Gerçek kopuşlar yaşanırken vitrini süslemeye çalışmak, sorunu çözmek yerine derinleştirir.
Tam da bu tıkanıklık noktasında, parti içi dinamiklerden ayrılan isimlerin öncülük ettiği yeni siyasi hareketler dikkat çekici bir alternatif olarak öne çıkıyor. Yılların getirdiği kurumsal bagajlardan, iç tüzük tartışmalarından ve psikolojik yıpranmışlıktan uzak bir şekilde yola çıkan bu yeni yapılar, seçmen gözünde bir “temiz sayfa” anlamı taşıyor.
Sıfırdan kurulan bir hareketin getirdiği tazelik ve geçmişin olumsuz duygularından arınmış olmak, bu yeni partileri siyaset kulvarında psikolojik olarak avantajlı bir konuma yerleştiriyor. Bıkkınlık yaşayan seçmen kitlesi için bu tür hamleler, sadece bir parti değişikliği değil, aynı zamanda yeni bir umut ve alan açılması anlamına geliyor.
Siyasette imaj ve algı çalışmaları bir noktaya kadar illüzyon yaratabilir; ancak sahadaki gerçeklik her zaman galip gelir. CHP’nin İstanbul gibi stratejik bir merkezde yaşadığı bu üye ve katılım sıkıntısı, partinin kendi iç özeleştirisini yapması gerektiğini net bir şekilde gösteriyor. Zira siyasette boşluk kabul edilmez; geleneksel yapılar yıprandıkça, o boşluk kaçınılmaz olarak bagajsız, taze ve yeni alternatifler tarafından doldurulacaktır.
Soner Acar